Skip to main content

Sabah gözümüzü açar açmaz elimiz telefona gidiyor.
Bildirimler, mesajlar, sosyal medya, videolar…

Telefonumuzun şarjı %10’a düştüğünde hemen bir priz arıyoruz. Çünkü biliyoruz ki şarjı biterse birçok şeyden mahrum kalacağız.

Peki ya kalbimizin şarjı azaldığında ne yapıyoruz?

Bazen telefonumuzun şarjını yüzde yüz yapıyoruz ama içimizde tarifsiz bir yorgunlukla dolaşıyoruz. Saatlerce ekran kaydırıyor, yüzlerce insanın hayatına bakıyor, onlarca şey öğreniyor ama kendi kalbimizi dinlemeyi unutuyoruz.

Oysa kalbin de şarja ihtiyacı var.

Kalbin şarjı dua ile dolar.
Bir âyet okuyunca biraz daha güçlenir.
Namazla huzur bulur.
Zikirle sakinleşir.
Güzel bir insanın yanında bulununca umutlanır.
Bir iyilik yaptığında ferahlar.
Allah’ı hatırladığında kendini yeniden bulur.

Bazen ihtiyacımız olan şey yeni bir video, yeni bir mesaj veya yeni bir paylaşım değildir.

Belki sadece telefonu bir kenara bırakıp birkaç dakika sessiz kalmaktır.

Çünkü sürekli dışarıdan bir şeyler alan insan, bir süre sonra kendi içindeki sesi duyamaz hâle gelebilir.

Ekranı kapat.
Kalbine dön.
Biraz dua et.
Biraz Kur’an oku.
Biraz tefekkür et.

Kendine şu soruyu sor:

“Bugün telefonuma ne kadar zaman ayırdım, kalbime ne kadar?”

Telefonun şarjı bittiğinde bir priz bulabilirsin.
Ama kalbin yorulduğunda onu yeniden ayağa kaldıracak şeyleri erteleme.

Çünkü telefonun birkaç saatlik şarjla yeniden çalışır;
kalbin ise her gün yeniden beslenmeye ihtiyaç duyar.

Belki bugün telefonunun şarjını değil,
kalbinin şarjını yüzde yüze çıkarma vaktidir.

📱 Telefonunu değil, kalbini şarj et.
🤍 Çünkü insanın en çok ihtiyaç duyduğu bağlantı, Rabbine olan bağlantısıdır.

Leave a Reply